<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>SQL Server ASP.NET C# Kitabı &#187; Günlük Yaşam</title>
	<atom:link href="http://www.ahmetkaymaz.com/wp-seo-link-holder_akaymaz.php/category/gunluk-yasam/feed/?404;http://www.ahmetkaymaz.com:80/category/gunluk-yasam/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.ahmetkaymaz.com</link>
	<description>SQL Server, C#, VB.NET, ASP.NET, AJAX ile ilgili örnek kitap ve ipuçları</description>
	<lastBuildDate>Tue, 20 Dec 2011 09:25:15 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.9.2</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Olmert&#8217;in insafına kalmadı Gazze</title>
		<link>http://www.ahmetkaymaz.com/2008/12/30/olmertin-insafina-kalmadi-gazze/</link>
		<comments>http://www.ahmetkaymaz.com/2008/12/30/olmertin-insafina-kalmadi-gazze/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 30 Dec 2008 21:10:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ahmet Kaymaz</dc:creator>
				<category><![CDATA[Günlük Yaşam]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ahmetkaymaz.com/?p=231</guid>
		<description><![CDATA[Bizi soracak olursanız biz çok öfkeliyiz..
Kimsin sen Kim?
Adının içinde yanlışlıkla mertlik geçen kan heykeli adam &#8230;
Kimsin sen&#8230;
Seni çekiç suyuyla mı beslediler&#8230;
Asitli diken kundağında mı büyüdün.
Evinizin penceresi hep merhametsizliğe mi baktı küçükken.
Annen saçlarını çamurla mı yıkadı&#8230;
Sınıfta en arka sırada oturup, tahtaya kalaşnikofla mı kalktın..
En sevdiğin hayvan yılan mıydı senin&#8230;
Rezil mi olurdun arkadaşlarına bir kuşu öldürmeyince&#8230;
Defterin köpeklerle [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class="google_plus_one"><g:plusone size="standard" count="true" url="http://www.ahmetkaymaz.com/2008/12/30/olmertin-insafina-kalmadi-gazze/"></g:plusone></div><p>Bizi soracak olursanız biz çok öfkeliyiz..</p>
<p>Kimsin sen Kim?<br />
Adının içinde yanlışlıkla mertlik geçen kan heykeli adam &#8230;<br />
Kimsin sen&#8230;<br />
Seni çekiç suyuyla mı beslediler&#8230;<br />
Asitli diken kundağında mı büyüdün.<br />
Evinizin penceresi hep merhametsizliğe mi baktı küçükken.<br />
Annen saçlarını çamurla mı yıkadı&#8230;<br />
Sınıfta en arka sırada oturup, tahtaya kalaşnikofla mı kalktın..<br />
En sevdiğin hayvan yılan mıydı senin&#8230;<br />
Rezil mi olurdun arkadaşlarına bir kuşu öldürmeyince&#8230;<br />
Defterin köpeklerle mi kaplıydı.<br />
Seni Rahibe terasalar mı kutsadı&#8230;<br />
<span id="more-231"></span><br />
Kimsin sen Kim?<br />
Saçlarının arasında mıydı bitlenmiş bombalar&#8230;<br />
Vicdansızlık ormanının tanrısız kralı mıydın.<br />
Isırgan otlarını mı dişledi ateş yutan ağzın&#8230;<br />
İnsan olmayacaksan niye giydin bu şehrin ölümünü&#8230;<br />
Düğününde sırtlanlar mı çekti fotograflarını<br />
Eve giderken ekmek yerine kurt mu kaptın mermi fırınlarından&#8230;</p>
<p>Bizi soracak olursanız biz çok öfkeliyiz&#8230;<br />
Olmertin insafına kalmadı Gazze&#8230;<br />
Olmertin insafına tenezzül etmeyen Gazze&#8217;li çocukların ruhuna düğüm düğüm cennet sessizliği diliyoruz&#8230;</p>
<p>Bırakalım Olmertin ikinci adını Allah koysun&#8230;<br />
Allah koysun&#8230;</p>
<p>Bizi soracak olursanız biz Olmertin insan olmadığını düşünmeye devam ediyoruz.. </p>
<p><i>Esra Elönü</i></p>
<p><!--IHH Banner BASLA--><br />
<a href="http://www.ahmetkaymaz.com/go.php?http://www.ihh.org.tr/" target="_blank"><br />
<img src="http://www.ahmetkaymaz.com/wp-content/uploads/Filistine_Yardim.jpg" align="center" border="0"></a><br />
<!--IHH Banner BITIR--></p>
 
<span class = "" style = "height: 25px;  float: left; "><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http://www.ahmetkaymaz.com/2008/12/30/olmertin-insafina-kalmadi-gazze/&layout=standard&send=false&show_faces=false&width=&action=like&colorscheme=light&font=" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:px; height:25px"></iframe></span>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ahmetkaymaz.com/2008/12/30/olmertin-insafina-kalmadi-gazze/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>10</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>&#8220;8. Öfkeli Adam&#8221; Olabilmek</title>
		<link>http://www.ahmetkaymaz.com/2008/02/11/12-ofkeli-adam-12-angry-men/</link>
		<comments>http://www.ahmetkaymaz.com/2008/02/11/12-ofkeli-adam-12-angry-men/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 11 Feb 2008 21:17:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ahmet Kaymaz</dc:creator>
				<category><![CDATA[Günlük Yaşam]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ahmetkaymaz.com/?p=228</guid>
		<description><![CDATA[12 Angry Men / 12 Öfkeli Adam

 12 Angry Men, Sidney Lumet tarafından yönetilmiş ve görünürde Henry Fonda&#8217;nın başrolde oynadığı 1957 yapımı bir kült filmdir. &#8220;18 yaşındaki bir Latin genç, babasının ölümünden sorumlu tutularak mahkemeye çıkartılır. Duruşmayı takip eden 12 jüri üyesi tanıkların da ifadelerine başvurduktan sonra, gencin suçlu olduğuna kanaat getirirler. Karar açıklanacağı zaman [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class="google_plus_one"><g:plusone size="standard" count="true" url="http://www.ahmetkaymaz.com/2008/02/11/12-ofkeli-adam-12-angry-men/"></g:plusone></div><p><b>12 Angry Men / 12 Öfkeli Adam</b><br />
<br />
<img src="http://www.ahmetkaymaz.com/wp-content/uploads/12_Angry_Men_1.jpg" align="left"> 12 Angry Men, Sidney Lumet tarafından yönetilmiş ve görünürde Henry Fonda&#8217;nın başrolde oynadığı 1957 yapımı bir kült filmdir. <i>&#8220;18 yaşındaki bir Latin genç, babasının ölümünden sorumlu tutularak mahkemeye çıkartılır. Duruşmayı takip eden 12 jüri üyesi tanıkların da ifadelerine başvurduktan sonra, gencin suçlu olduğuna kanaat getirirler. Karar açıklanacağı zaman 11 üye, onun suçlu olduğunu ve idam edilmesini savunurken Bay Davis, karara karşı çıkar ve herkesi kararlarını yeniden değerlendirmeye davet eder. Çünkü jüri, bu kararı kesin delillere göre değil, kişisel düşüncelerine ve bazı dış etkenlere göre vermiştir.&#8221;</i><span id="more-228"></span></p>
<p><img src="http://www.ahmetkaymaz.com/wp-content/uploads/12_Angry_Men_5.jpg"></p>
<p>12 Öfkeli Adam, yönetmen Sidney Lumet&#8217;in ilk filmi olmasına rağmen farklı bir teknik kullanması ve oyuncuların etkileyici performası sayesinde sinema dünyasının klasikleri arasına girmiştir. Bu filmde 12 adam 1 odada 1 hayat üzerinden Amerika&#8217;nın hukuk sistemini tartışmaktadır. Bir kişi hariç tüm jüri, İspanyol-Amerikalı genç için &#8220;suçludur&#8221; kararını verir. Fakat 8.jüri olan Bay Davis (Henry Fonda) bu karara karşı çıkar ve bu küçük odada genç sanığı önemsemeyip biran önce evine işine dönmek için sabırsızlanan 11 jürinin ahlaki ve vicdani boyutlarını sorgulamalarını sağlar. 12 Öfkeli Adam filmi, sürü psikolojine, önyargılara ve ezberciliğe karşı cesaret, sabır ve zekayla nasıl savaşılacağının bir örneğidir. Seyirciyi 90 dakika boyunca o küçük odada bir koltuğa oturtan ve sonunda karar konusunda seyirciye sorumluluk yükleyen bir filmdir. Ayrıca milyon dolarları harcamadan, etkileyici bir senaryo sayesinde klasik filmlerinin de yapılabileceğinin bir göstergesidir. </p>
<p><img src="http://www.ahmetkaymaz.com/wp-content/uploads/12_Angry_Men_2.jpg"></p>
<p>Arşive eklenmesi ve önyargıların, şüpheciliğin etkili olduğu ülkemizde örnek olması açısından şiddetle tavsiye edilir. </p>
<p><img src="http://www.ahmetkaymaz.com/wp-content/uploads/12_Angry_Men_3.jpg"></p>
<p><img src="http://www.ahmetkaymaz.com/wp-content/uploads/12_Angry_Men_4.jpg"></p>
 
<span class = "" style = "height: 25px;  float: left; "><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http://www.ahmetkaymaz.com/2008/02/11/12-ofkeli-adam-12-angry-men/&layout=standard&send=false&show_faces=false&width=&action=like&colorscheme=light&font=" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:px; height:25px"></iframe></span>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ahmetkaymaz.com/2008/02/11/12-ofkeli-adam-12-angry-men/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İnsan! Seni savunuyorum; sana karşı!</title>
		<link>http://www.ahmetkaymaz.com/2007/12/10/insan-seni-savunuyorum-sana-karsi/</link>
		<comments>http://www.ahmetkaymaz.com/2007/12/10/insan-seni-savunuyorum-sana-karsi/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 10 Dec 2007 09:42:51 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ahmet Kaymaz</dc:creator>
				<category><![CDATA[Günlük Yaşam]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ahmetkaymaz.com/?p=162</guid>
		<description><![CDATA[&#8220;Bildiğim her şeyden sorumlu olmazsam, nasıl hak edebilirim yaşamayı&#8220;
 Uzun bir aradan sonra  Nuri Pakdil ustanın &#8220;Klas Duruş&#8221;unu yeniden okudum. O günden bu yana durduğum ve durmam gereken yeri, iktidarsız edilmek istenen zihnimi ne kadar koruyabildiğimi, şuanda kıymetini bildiklerimin doğruluğunu, sesimi-sözümü-dilimi-kelimelerimi sorguladım. Çok da olumlu sonuçlar elde ettiğimi söyleyemem. Burada kendimi dillendirmekten ziyade Nuri [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class="google_plus_one"><g:plusone size="standard" count="true" url="http://www.ahmetkaymaz.com/2007/12/10/insan-seni-savunuyorum-sana-karsi/"></g:plusone></div><p><strong>&#8220;<em>Bildiğim her şeyden sorumlu olmazsam, nasıl hak edebilirim yaşamayı</em>&#8220;</strong></p>
<p><img src="http://www.ahmetkaymaz.com/wp-content/uploads/NuriPakdil_2.jpg" align="left"> Uzun bir aradan sonra  Nuri Pakdil ustanın &#8220;Klas Duruş&#8221;unu yeniden okudum. O günden bu yana durduğum ve durmam gereken yeri, iktidarsız edilmek istenen zihnimi ne kadar koruyabildiğimi, şuanda kıymetini bildiklerimin doğruluğunu, sesimi-sözümü-dilimi-kelimelerimi sorguladım. Çok da olumlu sonuçlar elde ettiğimi söyleyemem. Burada kendimi dillendirmekten ziyade Nuri Pakdil hakkında bir iki cümle yazmak istedim.<span id="more-162"></span></p>
<p>Nuri Pakdil, gençlik dönemlerinde Büyük Doğu, Diriliş gibi ırmaklardan beslenmiş ve bunu 1984&#8242;te çıkardığı Edebiyat Dergisi&#8217;yle devam ettiren, kalemin-yazının yükünü hep omuzlarında taşımış, soyadına uygun bir dile sahip, &#8220;edebi&#8221; bir yazar olup Rasim Özdenören&#8217;in ifadesiyle adeta yürüyen bir kafadır.<br />
<br />
<img src="http://www.ahmetkaymaz.com/wp-content/uploads/NuriPakdil_1.jpg" align="left"> O, &#8220;kutsal ekmek, kutsal emek, kutsal el&#8221; üçlemesini bu acımasız dünya düzenine karşı canlı tutmaya çalışmış ve &#8220;Yeryüzünde bir damla alın terinden güçlü silah yoktur&#8221; diyen, günümüz insanının üstündeki örtüyü kaldırmaya çalışan yazardan önce bir devrimcidir. 13 yıl gibi uzun süren bir sükutun ardından geri dönüş yaptığı 33 şiirle bize susarak konuşulabileceğini, her cümlenin bir vebali olduğunu göstermiştir.</p>
<p>Nuri Pakdil ile tanışmamış kişilerin öncelikle yazarın günlüklerinden başlamasını tavsiye ederim. Bu dev adamı anlamak için daha alfabetik bir yaklaşım olmuş olur.</p>
 
<span class = "" style = "height: 25px;  float: left; "><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http://www.ahmetkaymaz.com/2007/12/10/insan-seni-savunuyorum-sana-karsi/&layout=standard&send=false&show_faces=false&width=&action=like&colorscheme=light&font=" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:px; height:25px"></iframe></span>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ahmetkaymaz.com/2007/12/10/insan-seni-savunuyorum-sana-karsi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sabahattin Ali &#8211; Kürk Mantolu Madonna</title>
		<link>http://www.ahmetkaymaz.com/2007/08/02/sabahattin-ali-kurk-mantolu-madonna/</link>
		<comments>http://www.ahmetkaymaz.com/2007/08/02/sabahattin-ali-kurk-mantolu-madonna/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 02 Aug 2007 13:22:51 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ahmet Kaymaz</dc:creator>
				<category><![CDATA[Günlük Yaşam]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ahmetkaymaz.com/2007/08/02/sabahattin-ali-kurk-mantolu-madonna/</guid>
		<description><![CDATA[&#8220;Kürk Mantolu Madonna&#8221; kitabı, edebiyat tarihimizde önemli yeri olan hayatı hüzünle yoğrulmuş Sabahattin Ali&#8217;nin  1943 yılında yazdığı &#8220;bir hüzünlü aşk öyküsü&#8221;dür. Romanın baş karakterleri Maria Puder ve Raif Efendi&#8217;dir. Öykü yalnızca bir aşk öyküsü olmaktan öte, hayatın gerçekçiliğini dile getiren, aşkın olanaksızlığını sorgulayan, insanların görünmeyen yüzlerini ortaya çıkaran, okuyucuyu çoğu yerde Raif&#8217;le aynı duygulara [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class="google_plus_one"><g:plusone size="standard" count="true" url="http://www.ahmetkaymaz.com/2007/08/02/sabahattin-ali-kurk-mantolu-madonna/"></g:plusone></div><p><img src="http://www.ahmetkaymaz.com/wp-content/uploads/Sabahattin_Ali_1.jpg" ALIGN="left">&#8220;Kürk Mantolu Madonna&#8221; kitabı, edebiyat tarihimizde önemli yeri olan hayatı hüzünle yoğrulmuş Sabahattin Ali&#8217;nin  1943 yılında yazdığı &#8220;bir hüzünlü aşk öyküsü&#8221;dür. Romanın baş karakterleri Maria Puder ve Raif Efendi&#8217;dir. Öykü yalnızca bir aşk öyküsü olmaktan öte, hayatın gerçekçiliğini dile getiren, aşkın olanaksızlığını sorgulayan, insanların görünmeyen yüzlerini ortaya çıkaran, okuyucuyu çoğu yerde Raif&#8217;le aynı duygulara boğan bir psikoloji kitabıdır. &#8220;Aşk dağıldıkça azalan birşey değildir.&#8221; ifadesiyle günümüzde aşk dahil her şeye rakamlarla yaklaşan ve onlara biçtiği kısıtlı ömür geldiği zaman hayatından hemen çıkaran modern insana kaybettiği şeyleri hatırlamasını ve kaybetme karşısındaki duyarsızlığını adeta yüzüne çarpmaktadır.<span id="more-94"></span></p>
<p><i>Kaybedilen en kıymetli eşyanın, servetin, her türlü dünya saadetinin acısı zamanla unutuluyor. Yalnız kaçırılan fırsatlar asla akıldan çıkmıyor ve her hatırlayışta insanın içini sızlatıyor.</i></p>
<p>Birçok kişinin &#8220;Kuyucaklı Yusuf&#8221; adlı filmiyle tanıştığı <a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Sabahattin_Ali" target="_blank">Sabahattin Ali&#8217;nin yaşadıkları</a> bir talihsizlik mi yoksa tıpkı bugün de hala sahnede bulunan bir boy küçük adamın bu topraklara dayatmaya çalıştığı şoven zihniyetin sonucu mu, henüz karar vermiş değilim. Yaşarken basmakalıp düşüncelerden dolayı hapiste yatmak zorunda kaldı, dışardayken iş ve sosyal hayatında mağdur edildi ve öldürülüş davası da bir daha açılmamak üzere öylece kapandı&#8230; </p>
<p>Ali Baba dergisinde yayımladığı &#8220;Ne Zor Şeymiş&#8221; başlıklı yazıda, içinde bulunduğu durumu şöyle anlatmaktadır: &#8220;Çalmadan, çırpmadan bize ekmeğimizi verenleri aç, bizi giydirenleri donsuz bırakmadan yaşamak istemek bu kadar güç, bu kadar mihnetli, hatta bu kadar tehlikeli mi olmalı idi&#8221;.</p>
<p>Edebiyatımıza &#8220;Kuyucaklı Yusuf&#8221;, &#8220;Kürk Mantolu Madonna&#8221; eserlerini kazandırmış, &#8220;İçimizdeki Şeytan&#8221; eseriyle sağlan bir duruş sağlamış, insanın içindeki şeytan&#8217;a keskin bir bakış fırlatmış ama ne yazık ki ülkesinin kendisine acımadığı bu adamı mutlaka okumalıyız.</p>
<p><b>Bestelenen Şiirleri</b><br />
Hapishane Şarkısı V (Aldırma Gönül &#8211; Kerem Güney, Edip Akbayram)<br />
Leylim Ley (Zülfü Livaneli)<br />
Hapishane Şarkısı I (Göklerde Kartal Gibiydim &#8211; Edip Akbayram)<br />
Hapishane Şarkısı III (Geçmiyor Günler &#8211; Ahmet Kaya)<br />
Çocuklar Gibi (Sezen Aksu)<br />
Kız Kaçıran( Ahmet Kaya)<br />
Kara Yazı (Ahmet Kaya)<br />
Melankoli (Nükhet Duru)<br />
Eskisi Gibi (Ben Yine Sana Vurgunum &#8211; Nükhet Duru)<br />
Dağlar (Dağlardır Dağlar &#8211; Sezen Aksu) </p>
 
<span class = "" style = "height: 25px;  float: left; "><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http://www.ahmetkaymaz.com/2007/08/02/sabahattin-ali-kurk-mantolu-madonna/&layout=standard&send=false&show_faces=false&width=&action=like&colorscheme=light&font=" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:px; height:25px"></iframe></span>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ahmetkaymaz.com/2007/08/02/sabahattin-ali-kurk-mantolu-madonna/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kaplumbağalar da Uçar (Turtles Can Fly)</title>
		<link>http://www.ahmetkaymaz.com/2007/03/02/kaplumbagalar-da-ucar-turtles-can-fly/</link>
		<comments>http://www.ahmetkaymaz.com/2007/03/02/kaplumbagalar-da-ucar-turtles-can-fly/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 02 Mar 2007 08:55:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ahmet Kaymaz</dc:creator>
				<category><![CDATA[Günlük Yaşam]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ahmetkaymaz.com/kaplumbagalar-da-ucar-turtles-can-fly/2007/03/02/</guid>
		<description><![CDATA[


Uzun zamandır aradığım filmi izleme imkanım oldu. &#8216;Kaplumbağalar da Uçar&#8217;, &#8216;Sarhoş Atlar Zamanı&#8217;nın Iran&#8217;lı yönetmeni Bahman Ghobadi&#8216;den, &#8216;mayın tarlalarında büyüyen çocuklar&#8217; üzerine etkileyici bir film. Orjinal adı &#8220;Lakposhtha hâm parvaz mikonand&#8221; olan bu film, Saddam sonrası Irak&#8217;ta çekilen ilk film olma özelliğini taşımaktadır. Filmde, Bush ve Saddam&#8217;ın şahsında büyüklerin kurguladığı(çirkinleştirdiği) dünyada Irak halkının şahsında çocukların [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class="google_plus_one"><g:plusone size="standard" count="true" url="http://www.ahmetkaymaz.com/2007/03/02/kaplumbagalar-da-ucar-turtles-can-fly/"></g:plusone></div><table width="100%">
<tr>
<td valign=top><img src="http://www.ahmetkaymaz.com/wp-content/uploads/turtles_can_fly_1.jpg"></td>
<td>Uzun zamandır aradığım filmi izleme imkanım oldu. &#8216;Kaplumbağalar da Uçar&#8217;, &#8216;Sarhoş Atlar Zamanı&#8217;nın Iran&#8217;lı yönetmeni <b>Bahman Ghobadi</b>&#8216;den, &#8216;mayın tarlalarında büyüyen çocuklar&#8217; üzerine etkileyici bir film. Orjinal adı &#8220;Lakposhtha hâm parvaz mikonand&#8221; olan bu film, Saddam sonrası Irak&#8217;ta çekilen ilk film olma özelliğini taşımaktadır. Filmde, Bush ve Saddam&#8217;ın şahsında büyüklerin kurguladığı(çirkinleştirdiği) dünyada Irak halkının şahsında çocukların nasıl bir yaşam savaşı verdikleri anlatılmaktadır.</td>
</tr>
</table>
<p><span id="more-55"></span>Bu film, büyüklerin çıkarları, planları arasında sıkışıp kalmış, mayınları çıkarıp silah tüccarlarına satan, isimleri Satellite, Agrin, Pashow, Hengov, Riga ve Shirkooh olan çaresiz, yaralı, yetim, cesaretli, lider, sevgi dolu çocukların hikayesini perdeye taşıyor.  <br /> Ghobadi, her zamanki gibi yine profesyonel olmayan oyuncu ekibi üzerinde sade, etkileyici, mesaj odaklı bir çalışma ortaya çıkarmış. <br /> <a href="http://www.ntvmsnbc.com/news/322521.asp" target="_blank">Filmle ilgili ayrıntılı bilgiyi, bu adreste bulabilirsiniz. </a><br /><img src="http://www.ahmetkaymaz.com/wp-content/uploads/turtles_can_fly_2.jpg"><br />Yetimlerin savaşının, Agrin&#8217;in öyküsünün anlatıldığı bu filmi, yönetmen Ghobadi, en güzel şekilde yorumlamıştır. </p>
<p><b>Yönetmen Bahman Ghobadi&#8217;nin yorumu</b><br />
<blockquote>
<div>Hikaye, ABD&#8217;nin Irak&#8217;a müdahalesinin bütün dünyada tartışıldığı dönemde, Irak-Türkiye sınırında bir Kürt mülteci kampında geçiyor. Kampta yaşayan ve ailesini savaşta kaybetmiş olan 13 yaşındaki Satellite (Uydu) lakaplı Soran, ABD hayranı bir Kürt genci. Günlerini televizyon antenlerini tamir ederek ve üç beş kelime bildiği İngilizcesiyle uydu kanallarındaki savaş haberlerini köylülere tercüme ederek geçiren Satellite, ABD Başkanı George W. Bush&#8217;un Pentagon&#8217;dan yaptığı savaş demeçlerini; &#8220;Yarın yağmur yağacak&#8221; gibi cümlelerle aktarır.<br />
Kamptaki çocukların hayranlığını kazanmış olan Satellite&#8217;in liderliğinde toplanan tehlikeli kara mayınları, burada yaşayan çocukların tek geçim kaynağı. Kampa yeni gelen 14 yaşındaki Agrin&#8217;e aşık olan Satellite, onun gözleri görmeyen küçük oğlu ve her iki kolunu da bir patlamada kaybetmiş abisinden oluşan ailesine yardım etmeye çalışır. Ancak acımasız koşulların içerisinde büyüyen Agrin&#8217;in tek isteği ölmektir.
</div>
</blockquote>
<p>Bu tür filmlerde çocukların kullanılması bazılarımız tarafından duygu sömürüsü olarak değerlendirilebilir. Ama hayal bir senaryo üzerine değil tamamen gerçek imgeler üzerine kurulu bu senaryo, yanıbaşımızda yaşanan ve içinde çocukların bulunduğu savaşı anlatıyor. Agrin de bu çocuklardan sadece biri. Yani yaşananlar, hepimizi öfkelendirecek, sinirlerimizi bozacak kadar gerçek.<br /><img src="http://www.ahmetkaymaz.com/wp-content/uploads/turtles_can_fly_3.jpg"></p>
 
<span class = "" style = "height: 25px;  float: left; "><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http://www.ahmetkaymaz.com/2007/03/02/kaplumbagalar-da-ucar-turtles-can-fly/&layout=standard&send=false&show_faces=false&width=&action=like&colorscheme=light&font=" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:px; height:25px"></iframe></span>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ahmetkaymaz.com/2007/03/02/kaplumbagalar-da-ucar-turtles-can-fly/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Türkiye&#8217;de Nükleer Enerji ?</title>
		<link>http://www.ahmetkaymaz.com/2007/01/04/turkiyede-nukleer-enerji/</link>
		<comments>http://www.ahmetkaymaz.com/2007/01/04/turkiyede-nukleer-enerji/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 04 Jan 2007 08:00:13 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ahmet Kaymaz</dc:creator>
				<category><![CDATA[Günlük Yaşam]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ahmetkaymaz.com/turkiyede-nukleer-enerji/2007/01/04/</guid>
		<description><![CDATA[Nükleer enerji, temelinde küçük bir kütlenin büyük bir enerjiye denk geldiği kuramının olduğu, atomun çekirdeğinden elde edilen bir enerji türüdür. Atom kütlenin enerjiye dönüşümünü ifade eden ve atom bombasının temelini oluşturan, Albert Einstein&#8217;a ait olan E = mc2 (E:Enerji, m:kütle, c:Işığın hız sabiti) formülü ile ilişkili olup 1896 yılında Fransız fizikçi Henri Becquerel tarafından kazara [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class="google_plus_one"><g:plusone size="standard" count="true" url="http://www.ahmetkaymaz.com/2007/01/04/turkiyede-nukleer-enerji/"></g:plusone></div><p>Nükleer enerji, temelinde küçük bir kütlenin büyük bir enerjiye denk geldiği kuramının olduğu, atomun çekirdeğinden elde edilen bir enerji türüdür. Atom kütlenin enerjiye dönüşümünü ifade eden ve atom bombasının temelini oluşturan, Albert Einstein&#8217;a ait olan <i>E</i> = <i>m</i><i>c</i><sup>2</sup> (E:Enerji, m:kütle, c:Işığın hız sabiti) formülü ile ilişkili olup 1896 yılında Fransız fizikçi Henri Becquerel tarafından kazara (uranyum maddesinin fotoğraf plakaları ile yanyana durması ve karanlıkta yayılan X-Ray ışınlarının farkedilmesi ile) keşfedilmiştir. Bu yazıda nükleer enerjinin teknik boyutuyla ilgilenmeyeceğiz tabiki, bugünlerde Türkiye&#8217;de yeniden gündeme gelmesiyle birlikte bu enerjinin stratejik ve beşeri boyutunu konuşacağız. Gerçekten, nükleer enerji, son 20 yıldır Türkiye&#8217;de bir ihtiyaçtan dolayı mı yoksa çevre gelişmelerinden dolayı mı gündeme geliyor.<span id="more-46"></span></p>
<p>Bilindiği gibi 70&#8242;li yıllarda Fransa, Japonya, Kore gibi ülkelerde sanayileşme süreci sonrası fosil kaynakların azalmasıyla birlikte nükleer santraller oluşturulmuş ve birçok alanda nükleer enerjiden faydalanılmıştır(Biz o dönemlerde memleketi sözde adam etmeye çalışıyorduk). <i>Son rakamlara göre dünyada 30 ülkede 450 nükleer santral bulunmaktadır. Dünya elektrik talebinin %16 si nükleer santrallarden temin edilmektedir.</i> Bu konu, Türkiye&#8217;de ne zaman gündeme gelse birileri tarafından sabotaj edilmiş veya özellikle medya tarafından dayatılan olumsuz şartlandırmadan dolayı kamuoyu üzerinde olumsuz tepkiye neden olmuştur. Hiç kuşkusuz bu olumsuz tepkide Çernobil&#8217;in etkisi büyüktür. İşin ilginç tarafı 5. santralini kuran ve Türkiye&#8217;den çok küçük olan Finlandiya&#8217;da bu konu bu kadar gündeme gelmiyorken hiç bir santral ve yatırıma sahip olmayan Türkiye&#8217;de bu konu ne zaman gündeme gelse sadece olumsuzluk boyutu konuşuluyor ve neden bu ihaleler iptal olmaktadır. Türkiye&#8217;nin nükleer enerji konusunda geldiği nokta, sadece yerinin, Mersin-Akkuyu bölgesi için lisans alınmış olmasıdır. </p>
<p>Elektrik üretiminde yararlanılan tüm teknolojiler, kaynağı ne olursa olsun, insan sağlığı ve çevre açısından belli bir risk taşır. Özellikle nükleer enerji gibi yönetimi zor hassas bir teknolojinin riski daha da fazladır. Fakat fosil kökenli kaynakların azaldığı, aşırı tüketilen petrol, kömür ve doğalgaz sıkıntısının başladığı, küresel ısınmanın yayıldığı günümüzde ve en önemlisi enerji yönünde dışa bağımlı olan ülkemizde bu konunun tamamen dosya altı olmaması gerektiğine inanıyorum. Tabiki nükleer enerji için coğrafi konumun(Akkuyu bölgesi) doğru belirlenmesi, sismik risklerin azaltılması, TEAŞ, TAEK ve çevre bakanlığının, sismolojik, jeolojik ve jeofiziksel araştırmalar yaparak kamuoyunu özellikle santralin oluşturulacağı bölgeyi doğru bilinçlendirmesi, yaşanan yüzlerce kazanın nedenlerinin doğru araştırılması, medya ve anti-nükleer grupların daha objektif olup kamuoyu üzerinde endişe, şüphe, korku, panik oluşturmak yerine onları daha doğru bilgilendirmeleri  ve en önemlisi büyük bir yatırım gerektirdiği için dış borçlanmanın iyi hesaplanması gerekmektedir. Anti-nükleer enerji gruplarının dile getirdiği beş temel konu; radyasyonun zararları, reaktör güvenliği, risk oranı ve olası kazanın boyutu, çevresel atıklar ve yatırım maliyetidir. Aynı zamanda gelişmiş ülkelerin bu teknolojiden vazgeçtiği de dile getirilmektedir. Bu konuda uzmanlarımıza çok iş düşmektedir, bu maddelerle ilgili şüpheleri ortadan kaldırmaları gerekmektedir. Anti-nükleer grupların ne kadar haklı veya haksız olduğunu bize anlatmaları gerekir.<br />
<br />Ben, kişisel olarak nükleer santral taraftarı değilim hatta kamuoyunun sahip olduğu risk algılamasına ben de sahibim ancak gittikçe daha çok hissettiğimiz enerji sıkıntısı için, gaz depolama kapasitesinin 1 haftayı geçmediği ülkemizde karanlığa gömülme riskini azaltmak için birşeylerin yapılması gerektiği taraftarıyım. Türkiye&#8217;de bu santrallere karşı çıkanların Türkiye&#8217;nin geçen her yıla oranla %30 enerji alımı yaptığını (bunun da 28 milyar dolarlık tutara ulaştığını) unutmaması gerekir. Bu işin uzmanı olmadığımız için  nükleer santralleri &#8220;zorunlu ve tek çözüm&#8221; olarak sunan akademisyenlerin, teknokratların daha objektif ve sağlıklı bilgilendirmeler yapması, dünyanın artık nükleer enerjiden vazgeçtiğini dile getiren grupların alternatiflerinin değerlendirilmesi  ve özellikle çevrecilerin anti-nükleer eylemleri kadar küresel ısınma eylemlerini de yaymaları, savaş karşıtlığını canlı tutmaları gerektiğine inanıyorum. Aslında asıl mesele nükleer enerjinin kendisi değil bu santrallerin, Türkiye gibi teknolojisini üretemeyen, gelişmiş ekonomiye sahip olmayan, tepeden inme işe girişen bir ülkeye uygun olup olmadığıdır çünkü nükleer santral konusunda başarılı olmuş ülkeler de az değil deprem kuşağı üzerinde bulunan Japonya&#8217;nın, 50 tane nükleer santralinin çalışıyor olduğu dikkate alınmalıdır. Yani bu iş için donanımlı bilim adamları ve güçlü bir yatırım olduktan sonra riskleri azaltılabilir. Zaten bazı grupların bu işe karşı çıkma sebepleri de dış ülkelerden bize eski nükleer teknolojilerinin verileceği ve ekonomik olarak bu yatırımı karşılayamayacak olmamızdır ve bunun da kaza riskini artıracağıdır. 1999 yılında TURK-SAT&#8217;ın fırlatma esnasında başarısız olması da bu birileri tarafından bize eski teknolojilerin satıldığı konusunu gündeme getirmiştir.</p>
<p>Gelecekte uranyum kaynağı da tüketilirse acaba ne tür bir enerji gündeme gelecek merak ediyorum. Sanırım o zaman güneş enerjisi tek çözüm olacak. Belki de bu işlere bu kadar kafa patlatmak yerine köylerimize geri dönmemiz daha iyi bir çözüm olacak <img src='http://www.ahmetkaymaz.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' />  İşin acı tarafı enerji devrimi ve alternatifleri üzerinde bu kadar kafa yoranlar insanlığın herşeyi bu kadar kısa sürede tüketiyor olmalarına bir çözüm bulamıyor veya bulmak istemiyorlar.</p>
<p>Konunun diğer yönü de bu işi trend haline gelmesidir. Acaba ülkeler sırf bu trendi yakalamak için mi bu konuyu gündeme getiriyorlar ? Bu trend, Afganistan, Irak savaşıyla birlikte gündeme gelmiş enerji paylaşımıdır. Özellikle Iran&#8217;ın nükleer enerji yatırımı ve yarın İran&#8217;in bunu atom bombası yapacak düzeyde geliştirecek olması, bu bölgedeki enerji savaşlarını daha da kızıştırmıştır. Belki de sadece İran&#8217;in ortadoğu üzerindeki bu gücünü engellemek veya bu tehditi azaltmak için sevgili ABD, Türkiye&#8217;nin nükleer santral yatırımına destek vermektedir. İran&#8217;ın böyle bir amacı olsa da Türkiye&#8217;nin bu konuya tamamen barışçıl amaçlarla yaklaşması hepimizin varlığı, sağlığı açısından önem arzetmektedir.</p>
 
<span class = "" style = "height: 25px;  float: left; "><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http://www.ahmetkaymaz.com/2007/01/04/turkiyede-nukleer-enerji/&layout=standard&send=false&show_faces=false&width=&action=like&colorscheme=light&font=" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:px; height:25px"></iframe></span>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ahmetkaymaz.com/2007/01/04/turkiyede-nukleer-enerji/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>8</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Son Umut &#8211; Children Of Men</title>
		<link>http://www.ahmetkaymaz.com/2007/01/02/son-umut-children-of-men/</link>
		<comments>http://www.ahmetkaymaz.com/2007/01/02/son-umut-children-of-men/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 02 Jan 2007 16:00:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ahmet Kaymaz</dc:creator>
				<category><![CDATA[Günlük Yaşam]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ahmetkaymaz.com/son-umut-children-of-men/2007/01/01/</guid>
		<description><![CDATA[
Dikkat Tükeniyoruz ! 

y tu mama tambien filmiyle dikkatleri üzerine çeken Meksika&#8217;lı genç yönetmen Alfonso Cuarón imzalı Julianne Moore, Clive Owen, Michael Caine gibi tecrübeli oyuncuların rol aldığı &#8220;Children of Men&#8221; filmi, apocalyptic temalı, arşive alınacak cinsten bir film.Yıl 2027, doğan son bebeğin üstünden 18 yıl geçmişti. Yaşadığı hayat yüzünden hayal kırıklığı içinde olan Theo [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class="google_plus_one"><g:plusone size="standard" count="true" url="http://www.ahmetkaymaz.com/2007/01/02/son-umut-children-of-men/"></g:plusone></div><p><center><br />
<h2>Dikkat Tükeniyoruz ! </h2>
<p></center><br />
<b>y tu mama tambien</b> filmiyle dikkatleri üzerine çeken Meksika&#8217;lı genç yönetmen Alfonso Cuarón imzalı Julianne Moore, Clive Owen, Michael Caine gibi tecrübeli oyuncuların rol aldığı &#8220;Children of Men&#8221; filmi, apocalyptic temalı, arşive alınacak cinsten bir film.<br /><center><img src="http://www.ahmetkaymaz.com/wp-content/uploads/Children_Of_Men_2.jpg"></center><br />Yıl 2027, doğan son bebeğin üstünden 18 yıl geçmişti. Yaşadığı hayat yüzünden hayal kırıklığı içinde olan <b>Theo (Clive Owen)</b> eski sevgilisinden <b>(Julianne Moore)</b> gelen teklif üzerine oldukça şaşırır; genç ve hamile bir kadını korumak için şehir dışına kadar eşlik etmek zorundadır. Zamana karşı bu korkutucu yarışta Theo, bütün dünyanın uzun zamandır beklediği bu mucizeyi yerine ulaştırmak için bütün riskleri alacaktır.<span id="more-43"></span><br />Yarınlarımızın sorgulandığı bu filmde 2027&#8242;da insanlık, üreyememe gibi bir çöküş ile karşı karşıyla kalmış ve dünyada anarşi, kaos hakim olmuştur. Bu durum birçok insan için sıradan olsa da bazı ülke ve insanlar için insanlığın sonu olarak görülür. Bu hiçliğin içinde hamile bir göçmenin varlığı sözkonusudur. Bu göçmenin, eski dava arkadaşı Julian&#8217;nın isteğiyle Theodore tarafından koruma altına alınmasıyla insan nesline vurgu yapılmaktadır.<br />Filmde insan neslinin neden tükenmeye doğru gittiği üzerinde durmaktan ziyade(ki nedenlerini hepimiz biliyoruz) bu tükenişin dünya üzerindeki kargaşayla ilişkilendirilebileceği anlatılmaktadır, en azından ben o şekilde yorumladım.<br /> Sinematografik olarak çok mükemmel olmasa da(ki öyle bir beklentim yoktu) yönetmen ve oyuncuların iyi bir performans sergileyediğini söyleyebiliriz ayrıca yıl 2027 diye bir uzay platformu oluşturulmamış olması, Londra&#8217;nın bir uzay kenti olarak sunulmuyor olması, kameranin yakın çekimler yapmış olması filmin gerçekçi argümanları amaçladığını gösterir. Bazılarımıza göre sadece ilginç bir konu işlemesi veya kötümser bir tablo çizmesi veya bol ışıklı kentin, uçan arabaların olmayışıyla geleceği yansıtmaması olarak yorumlanabilir ama ortada bir gerçek var insanlık hem fiziksel olarak ölüme gidiyor hem de niteliksel olarak yok oluyor. Hepimizin birşeyler yapması gerekir. Bu film, bunu mesaj için sadece bir araç olarak değerlendirilebilir. Günümüzde <i>Hintli şair Tagore</i>&#8216;nin <b>&#8220;Her yeni doğan çocuk, Tanrı’nın bu dünyadan umudunu kesmediğini gösterir&#8221;</b> dediği gibi kendimizi şanslı hissediyor olabiliriz ama ya yarın ? Bu sorunun yanıtını sanırım bizim iyiliğimizi isteyen(!), bizi korumaya çalışan(!) büyük abılerden değil kendimizden beklemeliyiz.<center><img src='http://www.ahmetkaymaz.com/wp-content/uploads/Children_Of_Men_1.jpg'></center><br />
<b>No children. No future. No hope</b></p>
 
<span class = "" style = "height: 25px;  float: left; "><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http://www.ahmetkaymaz.com/2007/01/02/son-umut-children-of-men/&layout=standard&send=false&show_faces=false&width=&action=like&colorscheme=light&font=" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:px; height:25px"></iframe></span>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ahmetkaymaz.com/2007/01/02/son-umut-children-of-men/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>5</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çok mu klasik oldu ? Cranberries-Zombie</title>
		<link>http://www.ahmetkaymaz.com/2007/01/02/cok-mu-klasik-oldu-cranberries-zombie/</link>
		<comments>http://www.ahmetkaymaz.com/2007/01/02/cok-mu-klasik-oldu-cranberries-zombie/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 02 Jan 2007 14:00:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ahmet Kaymaz</dc:creator>
				<category><![CDATA[Günlük Yaşam]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ahmetkaymaz.com/cok-mu-klasik-oldu-cranberries-zombie/2007/01/02/</guid>
		<description><![CDATA[Tanklarıyla, bombalarıyla ve silahlarıyla kafalarının, kafalarımızın içinde savaşıyorlar.
Bir anne daha parçalanıyor.
Bir kafa daha asıldı düşükçe 
Çocuk yavaşça aldı.
Ve şiddet büyük bir sessizliğe sebep oldu 
Kimde hatalıydık ?

Bunun ardından Dolores&#8217;ten Animal Instinct&#8217;i veya When You&#8217;re Gone&#8217;ı da dinlemek ruha iyi gelebilir.
 
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class="google_plus_one"><g:plusone size="standard" count="true" url="http://www.ahmetkaymaz.com/2007/01/02/cok-mu-klasik-oldu-cranberries-zombie/"></g:plusone></div><p>Tanklarıyla, bombalarıyla ve silahlarıyla kafalarının, kafalarımızın içinde savaşıyorlar.<br />
Bir anne daha parçalanıyor.<br />
Bir kafa daha asıldı düşükçe <br />
Çocuk yavaşça aldı.<br />
Ve şiddet büyük bir sessizliğe sebep oldu <br />
Kimde hatalıydık ?</p>
<p><object width="425" height="344"><param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/5CNMJSXSsFw&#038;color1=0xb1b1b1&#038;color2=0xcfcfcf&#038;feature=player_embedded&#038;fs=1"></param><param name="allowFullScreen" value="true"></param><embed src="http://www.youtube.com/v/5CNMJSXSsFw&#038;color1=0xb1b1b1&#038;color2=0xcfcfcf&#038;feature=player_embedded&#038;fs=1" type="application/x-shockwave-flash" allowfullscreen="true" width="425" height="344"></embed></object></p>
<p>Bunun ardından Dolores&#8217;ten Animal Instinct&#8217;i veya When You&#8217;re Gone&#8217;ı da dinlemek ruha iyi gelebilir.</p>
 
<span class = "" style = "height: 25px;  float: left; "><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http://www.ahmetkaymaz.com/2007/01/02/cok-mu-klasik-oldu-cranberries-zombie/&layout=standard&send=false&show_faces=false&width=&action=like&colorscheme=light&font=" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:px; height:25px"></iframe></span>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ahmetkaymaz.com/2007/01/02/cok-mu-klasik-oldu-cranberries-zombie/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yazılım Savaşları</title>
		<link>http://www.ahmetkaymaz.com/2006/12/30/yazilim-savaslari/</link>
		<comments>http://www.ahmetkaymaz.com/2006/12/30/yazilim-savaslari/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 30 Dec 2006 19:40:05 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ahmet Kaymaz</dc:creator>
				<category><![CDATA[Günlük Yaşam]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ahmetkaymaz.com/yazilim-savaslari/2006/12/30/</guid>
		<description><![CDATA[mshiltonj.com adresinde Free and Open Source Software (FOSS) olarak isimlendirilen bağımsız ve açık kaynak kodlu yazılım ile Microsoft arasındaki bitmez savaşın ve Microsoft&#8217;un yayılma haritası çok güzel çizilmiş.

İlk defa 1998&#8242;de Netscape ile başlayan bu süreci dönemlerine göre haritalandırmışlar.
 
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class="google_plus_one"><g:plusone size="standard" count="true" url="http://www.ahmetkaymaz.com/2006/12/30/yazilim-savaslari/"></g:plusone></div><p>mshiltonj.com adresinde Free and Open Source Software (FOSS) olarak isimlendirilen bağımsız ve açık kaynak kodlu yazılım ile Microsoft arasındaki bitmez savaşın ve Microsoft&#8217;un yayılma haritası çok güzel çizilmiş.</p>
<div align=center><img src='http://www.ahmetkaymaz.com/wp-content/uploads/SoftwareWars.gif'></div>
<p><a href="http://mshiltonj.com/software_wars/" target="_blank" class="GreyLink ">İlk defa 1998&#8242;de Netscape ile başlayan bu süreci dönemlerine göre haritalandırmışlar.</a></p>
 
<span class = "" style = "height: 25px;  float: left; "><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http://www.ahmetkaymaz.com/2006/12/30/yazilim-savaslari/&layout=standard&send=false&show_faces=false&width=&action=like&colorscheme=light&font=" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:px; height:25px"></iframe></span>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ahmetkaymaz.com/2006/12/30/yazilim-savaslari/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sevginin bittiği yer</title>
		<link>http://www.ahmetkaymaz.com/2006/12/30/sevginin-bittigi-yer/</link>
		<comments>http://www.ahmetkaymaz.com/2006/12/30/sevginin-bittigi-yer/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 30 Dec 2006 19:35:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ahmet Kaymaz</dc:creator>
				<category><![CDATA[Günlük Yaşam]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ahmetkaymaz.com/sevginin-bittigi-yer/2006/12/30/</guid>
		<description><![CDATA[Savaşların hiç eksik olmadığı, terörün sadece politik ve ekonomik boyutunun düşünüldüğü sosyal ve insani boyutunun gözardı edildiği, sevginin bittiği nefretin başladığı, &#8220;insan&#8221;ın sadece maddeyi üretim ve tüketimiyle tanımlandığı, rakamlarla konuşulduğu ve sonuçta eşyalaştığı, duyarsız bir bilince ve hızlı bir hafıza kaybına uğradığı, bilgi ve entellektüel sermayenin popüler kültürle şekillenip büyüdüğü(!), duygusallığın-ihtiyaç duymanın-anlaşılmanın eksiklik olarak nitelendirildiği, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class="google_plus_one"><g:plusone size="standard" count="true" url="http://www.ahmetkaymaz.com/2006/12/30/sevginin-bittigi-yer/"></g:plusone></div><p>Savaşların hiç eksik olmadığı, terörün sadece politik ve ekonomik boyutunun düşünüldüğü sosyal ve insani boyutunun gözardı edildiği, sevginin bittiği nefretin başladığı, &#8220;insan&#8221;ın sadece maddeyi üretim ve tüketimiyle tanımlandığı, rakamlarla konuşulduğu ve sonuçta eşyalaştığı, duyarsız bir bilince ve hızlı bir hafıza kaybına uğradığı, bilgi ve entellektüel sermayenin popüler kültürle şekillenip büyüdüğü(!), duygusallığın-ihtiyaç duymanın-anlaşılmanın eksiklik olarak nitelendirildiği, kişinin toplumsal, sosyal yeteneklerini kaybedip bireysel bir kısırdöngüye girdiği  bu nikel kaplamalı dünyamızda bizi iç dünyamıza yönlendiren sadece organik olmadığımızı bize hissettiren bunun ötesinde büyük bir varlığı temsil ettiğimizi bize hatırlatan değerlerimizi korumamız gerektiğini unutmamak gerektiğini ve bunun da yolunun insanın, dış yığından kurtulup iç dünyasına doğru yolculuk yapmasından geçtiğini düşünüyorum. <br /> Buna bir nebze de olsa yardımcı olacak bir parçayı paylaşmak istiyorum; usta neyzen <b>Ömer Faruk Tekbilek</b>&#8216;ten &#8220;I love you&#8221; parçası.<br />
<object width="425" height="350"><param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/PIIvdbHm0j0"></param><param name="wmode" value="transparent"></param><embed src="http://www.youtube.com/v/PIIvdbHm0j0" type="application/x-shockwave-flash" wmode="transparent" width="425" height="350"></embed></object><br />
Bonus olarak <a href='http://www.tulumba.com/storeitem.asp?ic=MU9398967KJ824'><b>Cafe Anatolia</b></a> albümünü öneriyorum <img src='http://www.ahmetkaymaz.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' />  </p>
 
<span class = "" style = "height: 25px;  float: left; "><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http://www.ahmetkaymaz.com/2006/12/30/sevginin-bittigi-yer/&layout=standard&send=false&show_faces=false&width=&action=like&colorscheme=light&font=" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:px; height:25px"></iframe></span>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ahmetkaymaz.com/2006/12/30/sevginin-bittigi-yer/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>9</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

