Sevginin bittiÄŸi yer

Günlük Yaşam Add comments

SavaÅŸların hiç eksik olmadığı, terörün sadece politik ve ekonomik boyutunun düşünüldüğü sosyal ve insani boyutunun gözardı edildiÄŸi, sevginin bittiÄŸi nefretin baÅŸladığı, “insan”ın sadece maddeyi üretim ve tüketimiyle tanımlandığı, rakamlarla konuÅŸulduÄŸu ve sonuçta eÅŸyalaÅŸtığı, duyarsız bir bilince ve hızlı bir hafıza kaybına uÄŸradığı, bilgi ve entellektüel sermayenin popüler kültürle ÅŸekillenip büyüdüğü(!), duygusallığın-ihtiyaç duymanın-anlaşılmanın eksiklik olarak nitelendirildiÄŸi, kiÅŸinin toplumsal, sosyal yeteneklerini kaybedip bireysel bir kısırdöngüye girdiÄŸi bu nikel kaplamalı dünyamızda bizi iç dünyamıza yönlendiren sadece organik olmadığımızı bize hissettiren bunun ötesinde büyük bir varlığı temsil ettiÄŸimizi bize hatırlatan deÄŸerlerimizi korumamız gerektiÄŸini unutmamak gerektiÄŸini ve bunun da yolunun insanın, dış yığından kurtulup iç dünyasına doÄŸru yolculuk yapmasından geçtiÄŸini düşünüyorum.
Buna bir nebze de olsa yardımcı olacak bir parçayı paylaÅŸmak istiyorum; usta neyzen Ömer Faruk Tekbilek‘ten “I love you” parçası.

Bonus olarak Cafe Anatolia albümünü öneriyorum :)

9 Responses to “Sevginin bittiÄŸi yer”

  1. Deniz Servet Says:

    Paylaştığınız parça için teşekkür ederiz. Kafeste tutulan vahşi ruhlar için bir dua gibi sanki.

  2. Elif Ersoy Says:

    Bir bilgisayarcının toplumsal duyarlılık projelerine zaman ayırabildiğine hayatta inanamam.
    Bırakın sosyal anlamda ailelerine ilgi göstermeyi,kendi kişisel ihtiyaçlarını bile karşılayamayacak kadar perişandır onlar.Zaafiyetten ölmesine müsaade edemeyeceğiniz kadar sevdiğiniz bir bilgisayarcı ile yaşıyorsanız,atsan atılır satsan satılır biri değilse o sizin için (evlat, kardeş gibi), ekranın konuşlandığı masayı erzak deposu olarak ayarlayıp evden mümkün olduğunca uzağa gitmelisiniz,aksi takdirde gününüzü çorbayı ısıt soğusun,ısıt soğusun tarzında yazık bir döngü ile geçirmekle kalmaz,kendinizi beyni sulanmış birinden işittiğiniz abuk cümleleri anlamlı kılacağım diye abdal olmuş bulursunuz.Nitekim günlük diye başlık
    atılmış,haftalık, yok haftalık deÄŸil aylık olmuÅŸ,yok o da deÄŸil…zaman kavramı üzerine çok özgür bir yaklaşım olmalı:) Eh bunada şükür.SaÄŸlıcakla kalın.

  3. Ahmet Kaymaz Says:

    “Bilgisayarcı” derken kastettiÄŸiniz profilin nasıl olduÄŸunu bilemiyorum. Benim aklıma iki tip kiÅŸilik geliyor. Birincisi, bilgisayar ürünleriyle ilgili teknolojik geliÅŸmelere yakınlığından dolayı yaÅŸadığı semtte veya bu tür profillerin toplandığı pasajlarda bilgisayar parçaları, modem, receiver, oyun-film cdsi satmak amacıyla bir dükkan açmış kiÅŸiler ki bunlar daha önce birçok iÅŸ yapmıştır ama baÅŸarısız olma ihtimalleri yüksek olmuÅŸtur buna raÄŸmen birçok masanın tozunu almış olmaları ve sahip oldukları geleneksel tüccar mantıkları onlara özgüven kazandırır veya teknik liselerden mezun olup elektronik-bilgisayar karışımı bilgilerini hayatta paraya çevirmeye çalışırlar. Teknolojik aktüelleÄŸini korumak amacıyla genellikle Chip gibi dergileri okur ve bilgileri de araklama yöntemiyle zenginleÅŸir. Bu profil, deÄŸerlerini en içten ve en olması gerektiÄŸi gibi yansıtır. İkinci profil ise genellikle akademik bir geçmiÅŸe sahip, bilgisayar bilimleriyle ilgili bir bölümden mezun, birinci gruptan farklı olarak olayların mantığını, mimarisini bildiklerine inanan, toplum derken akıllarına “e-toplum”un geldiÄŸi, sanal ortamda kendilerini çok güçlü kiÅŸilikte gören, kulağında mp3 playeri olan, güzel bir Java kodu yazdığında kaslarının geliÅŸtiÄŸine veya SAP uzmanı olmanın aynı zamanda yaÅŸam uzmanlığını da saÄŸladığına inanan geliÅŸtirici güruhtan oluÅŸur. Bu profildeki kiÅŸilerin aÅŸkları, hüzünleri, mutlulukları, paylaşımları, kavgaları Windows ekranlarıyla sınırlıdır. Özellikle Internet gibi düzenin, sınırın olmadığı bir alemde olmaları onlar için veriyi basitleÅŸtirir oysa bilginin tadını, bilgenin sorumluluÄŸunu bilmezler. Ayrıca dünyadaki birçok ÅŸeyi, beyin fosforlarıyla halledebileceklerine inanırlar.

    Yorumunuzda kullandığınız ikinci kavram ise “toplumsal duyarlılık”. Bu kavram da bana iki tanımı hatırlatıyor. Birincisi, özellikle büyük bir kapital güce sahip firmaların, sırf canavar, tüketici boyutlarını kapatmak, toplumun faydasına çalışıyormuÅŸ havasını vermek amacıyla özellikle spor faaliyetlerine katılması veya onlara sponsor olması ki temelinde firmanın PR çalışmaları amaçlandığı için bunu çok samimi bulmuyorum (onlar genellikle sosyal sorumluluk olarak nitelendirirler). Veya bireylerin sırf gönül rahatlatmak amacıyla katıldıkları, takip ettikleri, sosyal ve kültürel anlamda toplumdan uzak kalmadıklarını göstermek amacıyla içinde bulundukları projelerdir ki bu bireyler genellikle plazada çalışıp departmanındaki arkadaÅŸlarına model olmuÅŸtur. Bu birinci tanıma uygun faaliyetlerde dünyadaki siyasi dengeler, kavgalar, savaÅŸlar çok önemsenmez ve “iyilik yapma” daha çok doÄŸa, tabiatla ilgili ve sınırlıdır. Kavgalar, bizim bulunmadığımız, bizden çok uzaktaki bir adada yapılıyormuÅŸ gibi düşünülür. İkinci tanım ise daha çok bireylerin aktif rol oynadığı ve bireyin toplumun bir parçası olduÄŸu, toplumu geliÅŸtirme, yönlendirme konusunda baÅŸ oyuncu olduÄŸu düşüncesine dayalıdır. Åžimdilik kendisine dokunmayan yılanla daha sonra karşılaÅŸma ihtimalinin her zaman var olduÄŸuna inanır. Bu arkadaÅŸlar nerede olursa olsun hem Tema vakfının aÄŸaç kampanyasına katılır hem de Sudan-Darfur’da ki insanlı ayıbı için birÅŸeyler yapmaya çalışır.

  4. Ahmet Kaymaz Says:

    Daha fazla bilgisiyarcıları kızdırmadan olaya bir de pozitif bakmaya çalışalım. Her iki kavramın bende çaÄŸrıştırdığı ikiÅŸer tanımlarını genellemek, olayı matematikleÅŸtireceÄŸi için pek doÄŸru olmayacaktır sadece mantıklı bir önerme olmuÅŸ olacaktır. Yani bu tanımlara uymayan profillere de denk gelmek mümkündür. Yani bunların dışında güzel insanlar da olabiliyor. Fakat burada toplumsal veya bireysel hiç farketmez, “sorumluluk” kavramından bahsediyoruz. Dolayısıyla kaybettiÄŸimiz deÄŸerlerin başında gelen bu “sorumluluk” bilincinde herhangi bir mesleÄŸin etkili olduÄŸunu düşünmüyorum. Yani ÅŸunu sormalıyız, günümüz insanı olarak topluma, dünyaya ne kadar sorumluyuz. Sadece kendi başımızın çaresine mi bakıyoruz yoksa dünyada ezilen haklarının başına da sahip çıkıyor muyuz.

    Bu tanımlardan sonra hangi profilin hangi toplumsal duyarlılığa sahip olduÄŸunu söylemek tamamen sizlere baÄŸlı bir durum. Ama ÅŸunu söylemeden duramayacağım; “bilgisayarcı” derken herkesin aklında canlanan tip, gerçekten de dediÄŸiniz gibi dünyadan kopuk, hayatı 1 ve 0′a endeksli, konuÅŸmayan, paylaÅŸmayan, ciddi bir enformasyon yığını taşıyan, dünya halklarıyla ilgilenmeyen, makinenin bir parçası olan, “nasılsın” sorusuna biran önce senden kurtulmak için sadece “iyiyim” diyen kiÅŸilerdir. Hatta bu kiÅŸileri topluma kazandırmak için bazı okullarda “toplumsal duyarlılık” adı altında eÄŸitimler verilmektedir. Ve bilgisayar mühendisi olarak etrafımda ne yazık ki bu tür çok insan var. Yani size hak veriyorum :) Son olarak ben, bütün bunların neresindeyim bilemiyorum. Sanırım zaman ve mekan kavramını aÅŸmaya çalışan biriyim.

  5. Elif Ersoy Says:

    Kafama takılanı sormak zorundayım.KiÅŸisel bir nedenden dolayı sizden faydalanmak istiyorum ve bu baÄŸlamda çok tatmin olmadım aslında.Daha samimi söylemlere ihtiyacım var.Bilgisayar mühendisliÄŸi gençlerce çok özenilen, fakat iÅŸin içine girildiÄŸinde fevkalade sıkıcı, ömür törpüsü diye ifade edilen bir meslek dalı ÅŸeklinde yorumlar var.İnternette okuduÄŸum bazı makalelerde de mensupları şöyle diyor.”Herkes bilgisayar mühendisi olmak isterken bilgisayar mühendisleri sosyal anlamda insanlarla iç içe meslek dallarına gıpta ederler.” Hatta bunların içinde köylerine dönüp domates yetiÅŸtirmek istediklerinden dem vuranlar var.Åžimdi size dönersek anladığım kadarıyla sorumluk duygusu geliÅŸkin,sohbet etmek,pragmatik yada deÄŸil hertür iletiÅŸim kurmaktan keyif alan biri gibi kafamda canlanan siz ilgi ve yeteneklerinizle gerçekten iÅŸinizden memnunmusunuz ve aynı zamanda bu oluÅŸun sizi gerçekten yansıttığına inanıyormusunuz.Yoksa bunun kısa ömrünüzden en sevdiÄŸiniz ÅŸeyleri aslında sizi çaldığınımı düşünüyorsunuz.Çünkü yapılan iÅŸ hem bireysel hemde toplumsal bir oluÅŸ biçimidir.AÄŸaç dikmek süperegoları ilkel benliÄŸini gölgelemiÅŸ bir insanı maÄŸnen ne derece müsterih kılar? Gerçek bir ÅŸeylerden feda etmeden mutlu olunurmu gerçekten? Birde ÅŸu var “havayı temizledik ama ruhları kirlettik” baÅŸlıklı bölümde paylaÅŸtıklarınızı hangi habitatdan seslendirdiniz.Bir okur olarak bunu nasihatmı yoksa isyan olarak mı algılamalıyız.
    Nasihat ise sigara içen birinin sigarayı bırakın cümlesi içtenliklimidir yada isyan ise neden hala içer insan? Şimdilik bu kadar:) Sağlıcakla kalın.

  6. Ahmet Kaymaz Says:

    “Bilgisayar Mühendisi, otomatamıdır” sorusu özellikle bu bölümden mezun olmuÅŸ ve taşıdığı kütleye sığamayan veya sığmak istemeyenler için hep sorgulanmıştır. Birçok soru gibi bu sorunun cevabı da görecelidir fakat bundan önce sorulması gereken baÅŸka bir soru var. Asosyallik sorusu, neden diÄŸer meslek veya mühendislik türleriyle iliÅŸkilendirilmiyor da Bilg. Müh. ile iliÅŸkilendiriliyor. Çünkü bu mesleÄŸin merkezinde ismi “bilgisayar” olan ve programlanma yeteneklerine göre kiÅŸinin birçok ihtiyacını karşılayan böylece kiÅŸiyi kendi kabuÄŸuna gömen bir makine bulunmaktadır. Bu makine kiÅŸinin iÅŸ görme tarzını, yaÅŸam biçimini formatlıyor. Aslında asosyal bir durumdan bahsediyorsak bunu kiÅŸinin yalnızca fıtratıyla, büyüme tarzıyla deÄŸil üzerinde yoÄŸunlaÅŸtığı iÅŸiyle deÄŸerlendirmek gerekir. Çünkü ne yazıkki kapital dünyada mesleÄŸin, kiÅŸinin karakterini de ÅŸekillendirdiÄŸini düşünüyorum. Meslek dediÄŸimiz ÅŸey kiÅŸinin belli bir yaÅŸtan sonra sahip olduÄŸu görev, sorumluluk deÄŸil doÄŸrudan hayatının kendisi olarak algılanmaktadır. Temelinde analitik düşüncenin yattığı söylenen Bilgisayar MühendisliÄŸi de kiÅŸinin karakterini çözümleyici, kolaylaÅŸtırıcı niteliÄŸinde deÄŸiÅŸtirmektedir. Geometrik, matematiksel bilgilerle iÅŸleri çözmeye çalışan bu meslek, kiÅŸiye koÅŸullandırma, ÅŸartlandırma, döngüleme, ihtimal çözümleme yöntemleriyle sınırlı bir bakış açısı kazandırmaktadır. Fakat bu kazanımın en acı tarafı bu dairenin içerisinde sadece programcı ve makinenin bulunmasıdır. Programcı, insanlarla doÄŸrudan muhatap olmak yerine geliÅŸtirdiÄŸi programlar üzerinden onlarla iletiÅŸim kurar. Onları, programlarını kullanma yeteneklerine göre deÄŸerlendirir, sınıflandırır.
    Evet haklısınız, bu meslekteki insanlar asosyal, içine kapanık kişilerdir. Yazdığınızı şöyle değiştirmemiz daha doğru olacaktır; bu meslek dalı, bireyin makineyle olan ilişkisinde herhangi bir sıkıcılığa neden olmuyor, yani bilgisayarcıların geneli bilgisayarla uğraşmaktan, onunla vakit geçirmekten mutludur asıl sıkıcılık dış insanların bu meslekteki insanlarla muhatap olmasında ortaya çıkıyor. Fakat onlarla konuşulduğundan kendilerini sosyal olduklarını savunduklarına şahit oluruz. Çünkü sosyalleşmek, paylaşmak, birlikte havasız bir ortamda network üzerinde oyun oynamaktır veya birlikte çiğköfte partisi düzenlemekle sınırlıdır veya her toplandığında sadece bilgisayar merkezli muhabetlerin yapılmasıdır veya CD, DVD paylaşmalarıdır. Yani onlar e-sosyal insanlar sadece.
    İşin ilginç yanı bu meslekte hep asosyal insanların daha başarılı olduğuna inanılır yani en iyi yazılımcılar hep asosyal insanlardır. Ben yine de bu önermenin doğru olduğuna inanmıyorum. Sosyalliğin tanımını netleştirmemekle birlikte bir bilgisayar mühendisinin daha doğrusu bir insanın, sosyal olabilmesi için dünyayı dert etmesi lazım, rahatlığın ona batması lazım, rahatsız olması lazım, kabullenmemesi lazım diye düşünüyorum.
    Ben, yanlış bir yönlendirme sonucu bu meslek dalına dahil oldum. Ve ÅŸu anda da ekmeÄŸimimi buradan kazanıyorum. Bu mesleÄŸi sevmemem bu mesleÄŸin gerektirdiÄŸi iÅŸleri yapmamam anlamına gelmediÄŸi gibi ÅŸu anda evimi bununla geçindirdiÄŸim için tüm hayatımı bu iÅŸe adayacağım anlamına gelmemektedir. Zaten iyi bir bilg. müh. te deÄŸilim. Ama “o anda ne yapılıyorsa en iyi ÅŸekilde yapılmalıdır” anlayışından dolayı bu iÅŸin hakkını vermeye çalışıyorum. Ve en kısa zamanda Anadolu’ya geri dönüp daha basit bir hayat sürdürmeyi hayal ediyorum. Belki de havayı temizleyemiyorum aksine kirletiyorum ama ruhumu temiz tutmaya çalışıyorum.
    Evet, bu meslek şu anda popüler ama herşeyin hızlıca tüketildiği günümüzce bu mesleğin de yavaş yavaş demode olduğuna şahit oluyorum.
    Umarım bu açıklamalarla kişisel nedenden dolayı sorduğunuz sorularınızı yanıtlamışımdır.

  7. Elif Ersoy Says:

    :) Teşekkür ederim.

  8. Mustafa Says:

    10 numara dialoglar. Tebrikler Ahmet bey çok keyifliydi.

  9. Ömer Kaymaz Says:

    Bu dialogdan çok keyif aldığımı ve çok ÅŸey öğrendiÄŸimi söyleyebilirim.Bir Bilgisayar Mühendisi’nin nasıl olması gerektiÄŸini gösteren en büyük örnek bu dialog olduÄŸunu düşünüyorum.Bu yüzden Ahmet bey, size çok teÅŸekkür ederim.İyi çalışmalar.

Leave a Reply


2 × 4 =

WP Theme & Icons by N.Design Studio
Entries RSS Comments RSS GiriÅŸ